Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2013/18706 E. sayılı kararında, sanığın mağdureye attığı rahatsız edici mesajlara karşılık, mağdurenin de sanığa mesajlar göndermesi, TCK m.123'teki 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçunun hangi unsurunun eksikliği nedeniyle beraat kararı verilmesini gerektirmiştir?
Bu durumda eksik olan unsur, suçun 'manevi unsuru' olan 'sırf huzur ve sükununu bozmak maksadı'dır. Kararda, taraflar arasında karşılıklı bir mesajlaşma trafiğinin olması, eylemin tek taraflı bir taciz olmadığını, iki taraflı bir iletişim (içeriği ne olursa olsun) olduğunu göstermektedir. Bu karşılıklı etkileşim, sanığın eyleminin 'sırf' mağdurun huzurunu bozma amacıyla yapıldığı yönündeki kesinliği ortadan kaldırmaktadır. Mağdurun cevap vermesi ve iletişimi sürdürmesi, eyleme bir nevi 'rıza' gösterdiği veya en azından eylemin tek taraflı bir rahatsızlık olmadığı yönünde güçlü bir şüphe yaratmaktadır. Ceza hukukunun 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, sanığın özel kastının (sırf huzur ve sükunu bozma maksadı) varlığı şüpheye düştüğü için, suçun manevi unsuru oluşmamış sayılır ve beraat kararı verilmesi gerekir. Maddi unsur olan 'ısrarla mesaj atma' gerçekleşmiş olsa bile, manevi unsurun yokluğu suçun oluşmasını engeller (kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu-ve-cezasi).