Bir hukuk davasında, davacı vekili olan avukatın, davalı tarafından tanık olarak gösterilmesi durumunda, avukatın tanıklık yapıp yapamayacağı ve bu durumun vekillik görevine devam edip edemeyeceği konusundaki hukuki durumu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.11/5'teki yasakla karşılaştırarak analiz ediniz.
Avukatın, vekili olduğu davada tanıklık yapmasının önünde genel bir yasal engel yoktur. Metinde de belirtildiği gibi, avukat, görevi nedeniyle öğrendiği sırlar (Av. K. m.36) dışında kalan ve kişisel görgüsüne dayanan vakıalar hakkında tanıklık yapmakla yükümlüdür. Bu durumda vekillik görevine devam etmesini yasaklayan açık bir kanun hükmü de bulunmamaktadır. Ancak bu durum, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.11/5'teki yasakla temel bir farklılık gösterir. Yönetmelikteki 'Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez' hükmü, açık, net ve kategorik bir 'yasak' içermektedir. Bu yasağın amacı, arabuluculuk sürecinin tarafsızlığını ve gizliliğini korumak, arabulucunun süreçte edindiği bilgileri daha sonra taraf vekili olarak kullanmasını önlemektir. Avukatın tanıklığı konusunda ise böyle açık bir yasak yoktur. Bu durum, kanun koyucunun iki durumu farklı değerlendirdiğini gösterir. Arabuluculukta mutlak bir tarafsızlık ve sonradan taraf olmama iradesi varken, avukatın tanıklığında böyle bir mutlak yasak öngörülmemiştir. Ancak, her somut olayda hakimin, bu durumun davanın seyrine ve adil yargılanma hakkına etkisini takdir etme yetkisi saklıdır (avukatin-baktigi-davada-taniklik-yapmasi).