Bir sanık hakkında, 3628 sayılı Kanun'a göre yürütülen haksız mal edinme davasında, birden fazla bilirkişi raporu alınmış ve bu raporlar arasında sanığın mal varlığındaki açıklanamayan artış miktarı konusunda ciddi çelişkiler (örn: bir raporda 692 bin TL, diğerinde 69 bin TL) bulunmaktadır. Yargıtay CGK'nın K.2019/302 sayılı kararında, mahkemenin bu çelişkili raporlardan sonuncusunu ve en lehe olanını esas alarak beraat kararı vermesi neden hukuka uygun bulunmuştur?
Mahkemenin bu kararının hukuka uygun bulunmasının temel nedeni, son bilirkişi raporunun hem usulen daha doğru teşekkül ettirilmiş olması hem de içerik olarak önceki raporlardaki metodolojik hataları gidererek daha rasyonel bir sonuca ulaşmasıdır. Yargıtay'ın gerekçeleri şunlardır: 1) **Usulen Uygunluk:** Hükme esas alınan 29.05.2017 tarihli son raporu hazırlayan heyet, 'emekli banka müfettişi, emekli Sayıştay uzman denetçisi ile emekli hâkimden' oluşmaktadır. Bu, Yargıtay'ın aradığı multidisipliner ve nitelikli uzmanlık şartını karşılamaktadır. 2) **Metodolojik Üstünlük:** Önceki raporlar, sanığın banka hesaplarına yatan tüm paraları toplayıp maaşını çıkararak basit bir hesaplama yapmış, ancak hesaplar arası para transferlerini (mükerrerliği) ve sanığın bankalardan kullandığı kredileri yeterince dikkate almamıştır. Son rapor ise, bu 'mükerrer hesaplama' hatasını gidermiş, sanığın borçlanma yoluyla yatırım yaptığını tespit etmiş ve daha gerçekçi bir net mal varlığı analizi sunmuştur. 3) **Şüphenin Giderilmesi:** Raporlar arasındaki bu büyük çelişki, sanığın mal varlığındaki artışın miktarı ve kaynağı konusunda ciddi bir 'şüphe' doğurmuştur. Son ve en detaylı raporun, sanık lehine bir sonuç ortaya koyması karşısında, mahkemenin 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince sanık lehine olan bu raporu esas alması, ceza hukukunun temel ilkelerine uygun görülmüştür (haksiz-mal-edinme-sucu-cezasi).