CMK m.18/3'e göre 'Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.' hükmü, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E:2005/16-139, K:2005/139 sayılı kararında, mülga 1412 sayılı CMUK dönemindeki içtihatlarla nasıl bir paralellik göstermektedir? Bu durum, usul kanunlarının 'derhal uygulanması' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmiştir?
Yargıtay CGK'nın anılan kararı, 01.06.2005'te yürürlüğe giren yeni 5271 sayılı CMK'nın, eski kanun dönemindeki yerleşik içtihatları kanunlaştırdığını göstermesi açısından önemlidir. Mülga 1412 sayılı CMUK'ta yetkisizlik kararlarına karşı hangi kanun yoluna gidileceği açıkça düzenlenmemişti. Ancak Yargıtay, 28.03.1946 tarihli bir İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu kararların 'itiraz' yoluna tabi olduğuna hükmetmişti. Yeni CMK m.18/3, bu yerleşik içtihadı kanun metnine taşıyarak durumu netleştirmiştir. Kararda, eski kanun döneminde verilmiş bir yetkisizlik kararına karşı 'temyiz' yoluna başvurulması durumu ele alınmıştır. Mahkeme, 'derhal uygulama' ilkesi gereği, karar tarihinde hangi kanun yolu mevcutsa ona başvurulması gerektiğini, ancak CMK m.264'teki 'kanun yolunda yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmaz' ilkesi gereği, yanlışlıkla yapılan temyiz başvurusunun, itirazı incelemeye yetkili merciye (ağır ceza mahkemesi) gönderilmesi gerektiğine karar vermiştir. Yani, hem eski içtihat hem de yeni kanun, yetkisizlik kararına karşı gidilecek yolun itiraz olduğunu belirtmektedir. Karar, usul kurallarının derhal uygulanacağını, ancak geçmişteki usuli işlemleri geçersiz kılmayacağını ve hak kaybına yol açmayacak şekilde yorumlanması gerektiğini ortaya koymuştur (hmk-madde-18-yetkisizlik-iddiasi).