Bir tacirin, aralarındaki ticari ilişki nedeniyle diğer bir tacire, bedeli ve vadesi boş bir bono (emre muharrer senet) imzalatıp vermesi durumu, 'beyaza imza' olarak kabul edilir mi? Bu bononun, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı, fahiş bir bedelle doldurulması halinde, borçlunun hukuki savunma imkanları ve ispat yükü nasıl şekillenir?
Evet, bu durum tipik bir 'beyaza imza' veya daha spesifik olarak 'açık bono' durumudur. Türk Ticaret Kanunu, açık bonoların sonradan doldurularak geçerli hale getirilebileceğini kabul eder (TTK m.777/1 atfıyla m.679). Ancak bu doldurma işleminin, taraflar arasındaki 'anlaşmaya' uygun olması gerekir. Bononun anlaşmaya aykırı (fahiş bir bedelle) doldurulması halinde, borçlunun temel savunması, senedin 'anlaşmaya aykırı doldurulduğu' iddiasıdır. Bu iddiayı ispat yükü, senedi imzalayan borçluya aittir. Borçlu, bu iddiasını HMK'daki genel kurallar çerçevesinde, kural olarak bir 'yazılı delil' ile ispatlamak zorundadır. Örneğin, taraflar arasındaki temel borç ilişkisini gösteren bir sözleşme, fatura, cari hesap ekstresi veya yazışmalar, senedin doldurulması gereken gerçek miktarı ortaya koyabilir. Sadece tanık beyanları, tek başına senedin aksini ispat için yeterli görülmez. Eğer borçlu, anlaşmaya aykırılığı ispatlayamazsa, senedin üzerindeki miktardan sorumlu olur. Ayrıca, bu eylem, şartları varsa TCK m.209/1'deki 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' suçunu da oluşturabilir ve borçlu bu yönde şikayette bulunabilir (beyaza-imza).