5271 sayılı CMK m.253'e göre 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçunun (TCK m.123) uzlaştırma kapsamında olmasının, soruşturma ve kovuşturma süreçleri üzerindeki pratik etkileri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192954

Bu suçun uzlaştırma kapsamında olması, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde önemli pratik sonuçlar doğurur: 1) **Soruşturma Aşamasında Zorunluluk:** Şikayet üzerine başlatılan bir soruşturmada, savcı yeterli şüpheye ulaşırsa, iddianame düzenlemeden önce dosyayı zorunlu olarak 'uzlaştırma bürosuna' göndermek zorundadır (CMK m.253/3). Bu, bir dava şartıdır. Uzlaştırma yoluna gidilmeden dava açılamaz. 2) **Soruşturmanın Sona Ermesi:** Eğer taraflar (fail ve mağdur) uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşırlarsa (örn: failin özür dilemesi, bir miktar tazminat ödemesi), soruşturma dosyası 'kovuşturmaya yer olmadığı kararı (takipsizlik)' ile kapatılır. Fail, adli siciline işleyecek bir mahkumiyet almaktan kurtulur. 3) **Kovuşturma Aşamasında Davanın Düşmesi:** Eğer uzlaştırma yoluna bir şekilde gidilmeden dava açılmışsa, mahkeme bu eksikliği fark ettiğinde dosyayı yine uzlaştırma bürosuna gönderir. Kovuşturma aşamasında taraflar anlaşırlarsa, mahkeme 'davanın düşmesine' karar verir (CMK m.254). Sonuç olarak uzlaştırma, bu tür suçlarda adli makamların iş yükünü azaltan, mağdurun zararının daha hızlı giderilmesini sağlayan ve failin ceza almamasını temin eden alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir (kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu-ve-cezasi).