Bir kişinin, borçlusunu alacağını ödemeye zorlamak amacıyla, gece geç saatlerde sürekli olarak telefonla araması ve rahatsız edici mesajlar göndermesi, TCK m.123 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçu kapsamında değerlendirilebilir mi? 'Sırf huzur ve sükununu bozmak maksadı' unsurunun bu olaydaki varlığını tartışınız.
Bu eylem, TCK m.123'teki suçun unsurlarını oluşturabilir. Suçun maddi unsuru olan 'ısrarla telefon edilmesi' gerçekleşmiştir. Ancak kritik nokta, manevi unsur olan 'sırf huzur ve sükununu bozmak maksadı'nın varlığıdır. Failin temel amacı, meşru bir hakkı olan alacağını tahsil etmektir. Ancak, bir hakkı kullanmak, bunun kötüye kullanılabileceği anlamına gelmez. Eğer failin eylemleri, alacağı tahsil etmenin makul ve orantılı sınırlarını aşarak, sistematik bir taciz ve rahatsız etme boyutuna ulaşmışsa, 'sırf huzur ve sükunu bozma maksadı'nın da var olduğu kabul edilebilir. Yargıtay, bu tür durumlarda, eylemin zamanını (gece yarısı), sıklığını ve içeriğini değerlendirir. Gündüz saatlerinde yapılan birkaç arama meşru hak kullanımı sayılabilirken, gece yarısı ısrarlı ve sürekli aramalar, asıl amacın alacak tahsilinden çok, borçluyu psikolojik olarak yıldırma ve huzurunu bozma olduğunu gösterebilir. Bu durumda, meşru bir amaçla başlayan eylem, icra ediliş şekli itibarıyla TCK m.123'teki suça dönüşmüş olur (kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu-ve-cezasi).