Kiracıdan, tahliye tarihleri boş olarak alınan ve sonradan doldurulan bir tahliye taahhüdüne dayalı tahliye davasında, kiracı imzasını inkar etmemekte ancak taahhüdün sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia etmektedir. Bu durumda ispat külfeti kimdedir ve bu iddianın hangi tür delillerle ispatlanması gerekir?
Bu durumda ispat külfeti, taahhüdün anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden kiracıya aittir. Yargı kararlarında kabul edilen temel karine, 'beyaza imza' atan kişinin, imzaladığı boş belgenin üzerinin anlaşmaya uygun doldurulacağı konusunda karşı tarafa güvendiği ve bunun sonuçlarına katlanması gerektiğidir. Kiracı, imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmekle, belgenin altındaki irade beyanını da prensipte kabul etmiş olur. Bu karineyi çürütmek için, iddiasını hukuken geçerli delillerle ispatlaması gerekir. HMK'nın 'senede karşı senetle ispat' kuralı (m.201) gereğince, kiracının bu iddiasını kural olarak yine bir yazılı delille ispatlaması gerekir. Sadece tanık beyanları, yazılı bir belge olan taahhüdün aksini ispatlamak için tek başına yeterli görülmez. Ancak, delil başlangıcı, yemin, ikrar gibi istisnai durumlarda tanık dinletilebilir. Kiracı, örneğin taahhüdün doldurulması konusunda aralarında geçen yazışmaları (e-posta, mesaj) veya başka bir yazılı belgeyi mahkemeye sunarak iddiasını güçlendirmelidir (beyaza-imza, kiracinin-tahliyesi).