Bir sanığın, TCK m.221'deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak 'cezaya hükmolunmaması' kararı alabilmesi için, yakalanmadan önce örgütten ayrılıp teslim olması yeterli midir, yoksa örgüt hakkında bilgi vermesi de zorunlu mudur? Kanun metnindeki ifadeyi yorumlayınız.
Kanun metni bu konuda bir ayrıma gitmektedir. TCK m.221/2, 'Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, yakalanmadan önce örgütten ayrılarak teslim olması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.' demektedir. Bu fıkranın lafzından, herhangi bir suça karışmamış salt örgüt üyesinin, yakalanmadan önce kendiliğinden teslim olmasının tam cezasızlık için yeterli olduğu, ayrıca bilgi verme zorunluluğu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu düzenleme, örgütten kopuşları teşvik etmeyi amaçlar. Ancak, TCK m.221/4 ise, yakalandıktan sonra pişmanlık gösterenler için indirim şartı olarak 'örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamak için bilgi vermeyi' açıkça aramaktadır. Dolayısıyla, yakalanmadan önce teslim olan ve henüz bir suça karışmamış üye için bilgi verme zorunluluğu yokken, yakalandıktan sonra pişmanlıktan yararlanmak isteyen herkes için (kurucu, yönetici, üye) veya suça karıştıktan sonra pişmanlık gösterenler için, örgütün çökertilmesine yönelik 'etkin ve faydalı bilgi verme' bir zorunluluk haline gelmektedir. Uygulamada, savcılıklar genellikle yakalanmadan teslim olanlardan da bildiklerini anlatmasını beklerler, ancak m.221/2'nin uygulanması için bu hukuken bir şart değildir (avmehmetgenc-com-orgut-kurma-sucu-ve-cezasi).