6100 sayılı HMK'nın 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görüleceği kuralının, İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümler açısından istisnası nedir? Bu istisnanın görevli mahkeme üzerindeki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192943

HMK m.4/1-a, kural olarak kira ilişkisinden doğan tüm davalarda (alacak, tespit, tahliye vb.) görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu belirtir. Ancak aynı fıkra, 'kiralanan taşınmazların, ... 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere' diyerek önemli bir istisna getirmiştir. Bu istisnanın anlamı şudur: Kiraya veren, kira bedelinin ödenmemesi (temerrüt) veya kira süresinin sona ermesi nedeniyle İcra Müdürlüğü aracılığıyla 'tahliye talepli' bir ilamsız icra takibi başlatırsa ve kiracı bu takibe itiraz ederse, takibin devamı ve tahliyenin sağlanması için açılacak olan 'itirazın kaldırılması ve tahliye' davasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi değil, 'İcra Hukuk Mahkemesi'dir (İİK m.269/a, m.272). İcra Hukuk Mahkemesi, bu durumda daha dar kapsamlı bir inceleme yaparak (sadece imza ve borç ikrarı gibi konuları inceler) karar verir. Dolayısıyla, tahliye talebi genel bir dava yoluyla Sulh Hukuk Mahkemesi'ne götürülebileceği gibi, icra takibi yoluyla daha hızlı bir prosedürle İcra Hukuk Mahkemesi'ne de götürülebilir. Tercih edilen yola göre görevli mahkeme değişmektedir (kiracinin-tahliyesi).