Bir hukuk uyuşmazlığında, taraflardan birinin vekili olan avukatın, aynı zamanda uyuşmazlığın esasına ilişkin bir vakıanın (örn: sözleşmenin imzalandığı ana şahit olma) tanığı olması durumunda, avukatın hem vekillik hem de tanıklık yapmasının önünde yasal bir engel bulunmakta mıdır? Metindeki karşıt görüşleri ve Yargıtay CGK'nın 28.09.1999 tarihli kararının bu konudaki tutumunu değerlendiriniz.
Metinde bu konuda iki karşıt görüş sunulmaktadır. Birinci görüşe göre, tanığın tarafsız olması gerektiği, avukatın ise davanın tarafı olduğu için, aynı dosyada hem tanıklık hem avukatlık yapması mesleğin doğasına aykırıdır ve uygun değildir. Karşı görüşe göre ise, kanunda bu durumu yasaklayan açık bir hüküm yoktur. Avukatlık Kanunu'nun yasak halleri düzenleyen maddelerinde böyle bir yasak öngörülmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.09.1999 tarihli, 1999/1-213 E., 1999/219 K. sayılı kararı, bu ikinci görüşü destekler niteliktedir. Kararda, tanık olarak dinlenen avukata tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılması gerektiğine yer verilmesi, avukatın tanık olarak dinlenebileceğini zımnen kabul etmektedir. Maddi hakikate ulaşma amacı, avukatın sır saklama yükümlülüğü dışındaki görgüsüne dayalı bilgisinden faydalanmayı gerektirebilir. Dolayısıyla, yasal bir engel bulunmadığı sürece, avukatın, özellikle görevi dışında şahit olduğu bir vakıa hakkında tanıklık yapması ve aynı davada vekillik görevini sürdürmesi hukuken mümkündür. Ancak bu durumun etik açıdan ve tanıklığın objektifliğini etkileyip etkilemeyeceği açısından her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekir (avukatin-baktigi-davada-taniklik-yapmasi).