Türk hukukunda, hakem kararlarının gizliliği ilkesi ile bu kararların 'içtihat' oluşturarak tahkim hukukunun gelişimine katkı sağlama potansiyeli arasındaki gerilim, kurumsal tahkim kurallarında nasıl bir dengeye oturtulmuştur?
Bu gerilim, tahkimin iki temel özelliği arasındaki çatışmadan doğar: Bir yanda, tarafların ticari sırlarını ve uyuşmazlıklarını kamuoyundan uzak tutma isteğini karşılayan 'gizlilik' ilkesi; diğer yanda ise, verilen kararların benzer uyuşmazlıklara ışık tutarak hukuki öngörülebilirliği artırması ve tahkim hukukunu geliştirmesi olan 'içtihat oluşturma' potansiyeli. Kurumsal tahkim kuralları, bu iki zıt amacı dengelemeye yönelik mekanizmalar geliştirmiştir. Metinde atıf yapılan ITOTAM (m.54) ve Swiss Rules (m.44) gibi kurallar, bu dengeyi şu şekilde kurar: Hakem kararlarının yayımlanması, kural olarak tarafların açık rızasına bağlanır. Bu, gizlilik ilkesinin önceliğini korur. Ancak, tahkim hukukunun gelişimi için, rıza alınsa dahi kararların 'anonimleştirilerek' yayımlanması öngörülür. Yani, karardaki tarafların, hakemlerin, tanıkların ve ticari sır niteliğindeki tüm özel bilgilerin çıkarılması (redaksiyon) suretiyle, sadece hukuki argüman ve sonucu içeren özet metinler yayımlanır. Bu yöntemle, hem tarafların gizlilik hakkı korunmuş olur hem de karardaki hukuki analizler, gelecekteki uyuşmazlıklar için bir referans kaynağı haline gelerek tahkim hukukunun gelişimine katkı sağlar (arbitration-in-turkey-confidentiality-principle-during-arbitration-proceedings-in-turkey).