5237 sayılı TCK’nın 110. maddesi uyarınca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık indirimi uygulanabilmesi için, failin mağduru 'kendiliğinden' serbest bırakması gerekmektedir. Yargıtay'ın 5. Ceza Dairesi'nin K. 2006/8856 sayılı kararında, mağdurun gizlice telefonla yerini bildirmesi üzerine kolluk tarafından bulunması durumu neden 'kendiliğinden' serbest bırakma olarak kabul edilmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192927

TCK m.110'daki 'kendiliğinden' ifadesi, failin serbest bırakma eyleminin, kendi iradesi ve pişmanlığı sonucu, herhangi bir dış zorlama veya mecburiyet olmaksızın gerçekleşmesi gerektiğini ifade eder. Yargıtay'ın anılan kararında, mağdurun serbest kalması, failin pişmanlık duyarak onu bırakma iradesinden değil, mağdurun kendi çabası (gizlice telefon etmesi) ve kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sonucu gerçekleşmiştir. Burada fail, serbest bırakma eyleminin öznesi değil, nesnesi konumundadır; yani o bırakmamış, mağdur ondan kurtulmuş/kurtarılmıştır. Failin iradesi, mağduru tutmaya devam etme yönündeyken, bu irade dış bir müdahale ile kırılmıştır. Bu nedenle, serbest kalma durumu failin 'gönüllü' bir eyleminin sonucu olmadığından, 'kendiliğinden' serbest bırakma şartı gerçekleşmemiştir. Failin, yakalanma korkusuyla veya polisin geldiğini anlayınca mağduru bırakması da aynı şekilde 'kendiliğinden' sayılmaz. Etkin pişmanlık, failin suç sonrası olumlu davranışını ödüllendirmeyi amaçlar; oysa bu örnekte failin olumlu bir davranışı yoktur (kisiyi-hurriyetinden-yoksun-kilma-sucu).