Yaş küçültme davasında mahkemenin, Adli Tıp Kurumu'ndan 'kemik yaşı testi' raporu istemesinin hukuki dayanağı ve bu delilin ispat gücü, özellikle 25 yaşını geçmiş kişiler açısından nedir?
Mahkemenin kemik yaşı testi raporu istemesinin hukuki dayanağı, yaş düzeltme davalarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle HMK'da benimsenen 're'sen araştırma ilkesi'dir. Mahkeme, tarafların getirdiği delillerle bağlı olmayıp, maddi gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli gördüğü her türlü delili toplayabilir. Kemik yaşı (ossifikasyon) tespiti, bu kapsamda başvurulan bilimsel bir delildir. Bu delilin ispat gücü, kişinin yaşıyla doğrudan ilişkilidir. Metinde de belirtildiği gibi, 'İnsan anatomisine göre kemikler 22-25 yaşlarımızda iken gelişimini durdurmaktadırlar.' Bu nedenle, 25 yaşın altındaki kişilerde, özellikle ergenlik döneminde, kemiklerin epifiz hatlarının kapanma durumuna bakılarak yapılan test, kişinin biyolojik yaşı hakkında oldukça güvenilir sonuçlar verebilir. Ancak 25 yaşını geçmiş bir kişi için kemik gelişimi tamamlandığından, bu test kişinin 30 mu, 40 mı yoksa 50 yaşında mı olduğunu ayırt edemez ve ispat gücünü tamamen yitirir. Bu yüzden mahkemeler, metinde de ifade edildiği gibi, 25 yaşını aşmış davacılar için bu testi istememekte, bunun yerine nüfus kayıtları, okul, askerlik kayıtları gibi belgesel delillere ve tanık beyanlarına ağırlık vermektedir (yas-kucultme-davasi).