5237 sayılı TCK m.3'te yer alan 'İşlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur' ilkesi, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.3/22'de yapılan değişikliklerle nasıl somut bir uygulama alanı bulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192892

TCK m.3'teki orantılılık ilkesi, cezanın, işlenen fiilin yarattığı haksızlık ve failin kusuruyla orantılı olması gerektiğini ifade eden temel bir ceza adaleti prensibidir. 5607 sayılı Kanun m.3/22'de yapılan değişiklikler, bu soyut ilkeyi kaçakçılık suçları açısından somutlaştırmıştır. Değişiklikten önce, kaçakçılık suçunun temel cezası, kaçırılan eşyanın değerinden bağımsız olarak belirleniyordu. Bu durum, bir karton sigara kaçıran ile bir kamyon dolusu elektronik eşya kaçıran failin aynı temel cezayla yargılanmaya başlamasına neden olarak orantılılık ilkesini zedeliyordu. 2014'te yapılan değişiklikle 'eşyanın değerinin fahiş olması' bir ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmiş, 2020'de 7242 sayılı Kanunla yapılan eklemeyle de 'eşyanın değerinin hafif veya pek hafif olması' birer indirim nedeni haline getirilmiştir. Bu düzenlemeler sayesinde artık mahkeme, cezanın temel haddini belirlerken ve bireyselleştirirken, fiilin maddi ağırlığını ve yarattığı zararı gösteren 'eşya değeri'ni dikkate almak zorundadır. Böylece, fiilin ağırlığı ile ceza arasında doğrudan bir orantı kurulmuş ve TCK m.3'teki ilke, kaçakçılık suçları için kanuni bir zemine oturtulmuştur (esya-degerinin-cezaya-tesiri).