Yeni bir Anayasa yapım sürecinde 'toplumsal mutabakat'ın sağlanmasının önemi nedir? Metinde, mevcut toplumsal kutuplaşma ve siyasi güvensizlik ortamında, 'hangi ortak Anayasa metni hazırlanabilecek?' sorusuyla dile getirilen temel endişeyi hukuk sosyolojisi açısından yorumlayınız.
Toplumsal mutabakat, bir anayasanın sadece hukuki bir metin değil, aynı zamanda bir 'toplum sözleşmesi' olma niteliğini kazanması için elzemdir. Anayasalar, bir toplumun birlikte yaşama iradesini, temel değerlerini ve siyasi rejimini yansıtan metinlerdir. Bu metinlerin meşruiyeti ve kalıcılığı, toplumun geniş kesimleri tarafından benimsenmesine bağlıdır. Metinde dile getirilen endişe, tam da bu noktaya ilişkindir. Toplumun 'ortadan ikiye bölünmüş' olduğu, 'sert ve yaralayıcı bir dilin' hakim olduğu, 'güvensizliğin' derinleştiği bir ortamda hazırlanacak bir anayasa metninin, toplumun sadece bir kesiminin değerlerini yansıtan, diğer kesimi dışlayan partizan bir metin olma riski taşıdığıdır. Hukuk sosyolojisi açısından böyle bir anayasa, 'kurucu' ve 'birleştirici' bir metin olmaktan çıkar, mevcut kutuplaşmayı derinleştiren bir 'kavga metni' haline gelir. Bu da anayasanın sürekli tartışılmasına, uygulanmasında dirençle karşılaşılmasına ve uzun ömürlü olmamasına yol açar. Metin, bu nedenle asıl sorunun yeni bir metin yazmak değil, öncelikle mevcut kurallara uyma ve asgari müştereklerde birleşme zihniyetini oluşturmak olduğunu savunmaktadır (su-an-anayasa-degisikligi-bir-ihtiyac-mi).