TCK m.209/1'de düzenlenen 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' suçu ile TCK m.209/2'nin atıf yaptığı 'resmi/özel belgede sahtecilik' suçu arasındaki temel ayrım, imzalı boş kağıdın faile intikal etme şekli bakımından nasıl ortaya çıkmaktadır? Bu ayrımın, suçun takibinin şikayete bağlı olup olmaması üzerindeki etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192864

İki fıkra arasındaki temel ayrım, imzalı boş kağıdın faile nasıl ulaştığıdır. - **TCK m.209/1:** Bu fıkradaki suçun oluşması için, mağdurun 'belirli bir tarzda doldurulmak üzere' imzalı ve boş bir kağıdı faile 'kendi rızasıyla vermesi (tevdi ve teslim etmesi)' gerekir. Suç, failin bu güveni kötüye kullanarak kağıdı, veriliş amacına ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurmasıyla oluşur. Bu suç, taraflar arasındaki güven ilişkisinin kötüye kullanılmasına dayandığı için, kanun koyucu takibini 'şikayete bağlı' kılmıştır. - **TCK m.209/2:** Bu fıkrada ise, imzalı boş kağıt faile rızayla verilmemiştir. Fail, bu kağıdı 'hukuka aykırı olarak ele geçirmiş veya elde bulundurmaktadır'. Örneğin, çalmış, bulmuş veya başka bir yolla hukuka aykırı olarak zilyetliğine geçirmiştir. Failin bu kağıdı hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurması eylemi, doğrudan 'belgede sahtecilik' (duruma göre TCK m.204 veya m.207) suçunu oluşturur. Burada güven ilişkisi değil, kamu güveni ihlal edildiği için, bu suçlar şikayete tabi değildir ve re'sen soruşturulur (beyaza-imza).