Bir avukatın, vekilliğini yürüttüğü davada, görevi nedeniyle öğrendiği sır niteliğindeki bilgiler dışında, davanın maddi vakıalarına ilişkin kişisel görgüsüne dayalı olarak tanıklık yapması, Avukatlık Kanunu m.36 ve CMK m.46 açısından nasıl bir hukuki durum yaratır? Avukatın bu durumda tanıklıktan çekinme hakkı mutlak mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192860

Avukatın tanıklığı iki yönlüdür: 1) Görevi nedeniyle öğrendiği sırlar, 2) Görevi dışında, herkes gibi vakıf olduğu olaylar. Avukatlık Kanunu m.36 ve CMK m.46, avukatın 'görevi nedeniyle öğrendiği' konular hakkında mutlak bir sır saklama yükümlülüğü ve buna bağlı bir tanıklıktan çekinme hakkı olduğunu düzenler. Avukat, bu konularda ancak müvekkilinin açık muvafakati ile tanıklık yapabilir. Müvekkil muvafakat etmezse, avukat tanıklık yapmaya zorlanamaz. Ancak, avukatın tanıklığı istenen konu, göreviyle ilgili bir sır değil de, davanın maddi vakıalarına ilişkin kişisel görgüsüne (örneğin, bir trafik kazasına bizzat şahit olması) dayanıyorsa, durum değişir. Metindeki karşı görüşe ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2020 tarihli kararına göre, avukat bu durumda taraflara oranla üçüncü kişi konumundadır ve sır saklama yükümlülüğü kapsamına girmeyen bu konularda tanıklık yapmakla yükümlüdür. Bu durumda tanıklıktan çekinme hakkı mutlak değildir, genel tanıklık kurallarına tabidir. Yasal bir engel olmadığından, avukatın bu konuda tanıklık yapması, aynı davada avukatlık görevini sürdürmesine de prensipte engel teşkil etmez (avukatin-baktigi-davada-taniklik-yapmasi).