Bir oluşumun TCK m.220 kapsamında 'suç örgütü' olarak nitelendirilebilmesi için zorunlu olan 'hiyerarşik yapı' unsuru, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ışığında nasıl yorumlanmaktadır? Bu unsur, adi bir iştirak ilişkisinden nasıl ayırt edilir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar kazanmış kararlarına göre (örneğin metindeki 2019/601 E. sayılı karar), 'hiyerarşik yapı', örgütün varlığı için olmazsa olmaz bir unsurdur. Bu yapı, örgüt üyeleri arasında altlık-üstlük ilişkisini, emir-komuta zincirini ifade eder. Ancak Yargıtay, bu yapının her zaman katı ve askeri bir disiplin içinde olmasının gerekmediğini, bazı örgütlerde 'gevşek de olsa' bir hiyerarşinin yeterli olacağını kabul etmektedir. Önemli olan, bu yapı sayesinde örgütün, mensupları üzerinde bir hakimiyet kurması ve onları yönlendirebilmesidir. Hiyerarşik yapı, suç örgütünü, belirli bir suçu işlemek için bir araya gelen ve aralarında eşitler arası bir işbirliği olan adi iştirak ilişkisinden (TCK m.37 vd.) ayıran temel ölçüttür. İştirakte, suç işlendikten sonra birliktelik genellikle sona erer ve kişiler arasında bir alt-üst ilişkisi yoktur. Örgütte ise hiyerarşik yapı ve suç işleme iradesi 'sürekli'dir; örgüt, belirli bir suç için değil, gelecekte belirsiz sayıda suç işlemek amacıyla varlığını devam ettirir. Bu süreklilik ve hiyerarşi, örgütün kamu güvenliği için yarattığı somut tehlikenin de kaynağıdır (orgut-kurma-sucu-ve-cezasi).