7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/22. maddesine eklenen, eşya değerinin 'hafif' veya 'pek hafif' olması halinde cezada indirim yapılmasını öngören düzenlemenin, TCK m.7 (lehe kanun uygulaması) ve Anayasa'nın eşitlik ilkesi bağlamındaki önemini ve derdest davalara etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192845

Bu düzenleme, TCK m.3'te yer alan 'suç ve cezada orantılılık' ilkesinin kaçakçılık suçları özelindeki bir yansımasıdır. Öncesinde sadece eşya değerinin 'fahiş' olması cezada artırım nedeni iken, değerin düşük olması indirim sebebi değildi. Bu durum, çok düşük değerli bir eşya ile yüksek değerli bir eşyayı kaçıran faillerin aynı temel cezayı almasına yol açarak adaletsizliğe neden oluyordu. 7242 sayılı Kanunla eklenen 'hafif' ve 'pek hafif' değer indirimleri, bu orantısızlığı gidermeyi ve ceza adaletini sağlamayı amaçlamıştır. Bu düzenleme, sanık lehine bir hüküm olduğundan, TCK m.7/2 uyarınca, yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenmiş ve henüz kesin hükme bağlanmamış veya infaz edilmekte olan suçlar hakkında da uygulanır. Metinde belirtildiği gibi, Yargıtay, bu yeni düzenleme nedeniyle kanun yolu incelemesindeki dosyalar hakkında, mahkemesince yeniden bir değerlendirme yapılması (uyarlama yargılaması) için bozma kararları vermektedir. Bu, lehe kanunun geçmişe yürümesi ilkesinin ve eşitlik ilkesinin (benzer durumda olanların benzer hükümlerden yararlanması) bir gereğidir (esya-degerinin-cezaya-tesiri).