CMK m.148/4'e göre, 'Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.' Bu hükmün, ceza muhakemesinde beyan delillerinin güvenilirliği ve savunma hakkı açısından önemini, Yargıtay'ın uygulamalarından örneklerle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192844

CMK m.148/4 hükmü, ceza muhakemesinin en tartışmalı delili olan şüpheli/sanık ikrarının veya beyanının güvenilirliğini sağlamayı ve savunma hakkını güvence altına almayı amaçlayan kritik bir kuraldır. Kolluk ifadesi, genellikle soruşturmanın ilk ve en baskı altında hissedilen aşamasıdır. Müdafi desteğinden yoksun bir şüphelinin bu aşamada vereceği ifadenin, yasak usuller kullanılmasa bile, hür iradesini tam olarak yansıtmayabileceği varsayılır. Bu nedenle kanun koyucu, bu ifadenin tek başına hükme esas alınmasını, şüphelinin/sanığın daha sonra hâkim veya mahkeme önünde, müdafisi varken veya en azından yargısal bir makamın güvencesi altındayken bu ifadeyi doğrulaması şartına bağlamıştır. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin E:2016/14141, K:2018/13602 sayılı kararında, sanığın kollukta müdafisiz olarak suçu iki kez işlediğini beyan etmesine rağmen, mahkemede bunu inkâr etmesi üzerine, CMK m.148/4 gereği müdafisiz kolluk beyanına itibar edilemeyeceği ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına karar verilmiştir. Bu, kuralın doğrudan bir uygulamasıdır ve müdafisiz ifadenin, sonradan doğrulanmadıkça, sanık aleyhine delil olarak kullanılamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır (ceza-muhakemesi-kanunu-148-madde-cmk).