CMK m.119/4 uyarınca, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konutta yapılan arama sırasında 'o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur' hükmünün ihlal edilmesi, Yargıtay içtihatlarına göre elde edilen delilin hukuka uygunluğunu her zaman ortadan kaldırır mı? Yargıtay'ın bu konudaki farklı yaklaşımlarını karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192841

Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı yeknesak değildir. Bir yanda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E:2013/464, K:2015/132 sayılı kararında olduğu gibi kuralın ihlalini mutlak bir hukuka aykırılık sebebi sayan ve bu şekilde elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını belirten katı bir yorum bulunmaktadır. Bu görüş, CMK m.119/4'teki hükmün aramanın güvenilirliğini sağlayan amir bir hüküm olduğunu ve ihlalinin delili 'hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil' haline getireceğini (CMK m.217/2) savunur. Diğer yanda ise, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E:2018/278, K:2012/96 sayılı kararında görülen daha esnek bir yorum vardır. Bu kararda, usulüne uygun alınmış bir arama kararı varken ve sanıktan aramanın yapılışına veya hak ihlaline dair bir şikayet gelmemişken, sırf bu şekil şartının ihlal edilmesinin aramayı ve elde edilen delili tek başına hukuka aykırı kılmayacağı belirtilmiştir. Bu ikinci yaklaşım, şekli eksikliğin esasa etkisini ve sanığın somut bir hakkının ihlal edilip edilmediğini de dikkate almaktadır. Dolayısıyla Yargıtay'ın, olayın özelliklerine, sanığın savunmalarına ve ihlalin ağırlığına göre farklı sonuçlara varabildiği görülmektedir (ceza-muhakemesi-kanunu-120-madde-cmk).