Türk hukukunda (HMK ve Milletlerarası Tahkim Kanunu) tahkimde gizliliğe ilişkin açık bir düzenleme bulunmamasının, tahkimin temel ilkelerinden biri olarak kabul edilen gizlilik prensibi açısından yarattığı belirsizlikleri ve bu belirsizliğin taraflarca nasıl aşılabileceğini, metinde belirtilen kurumsal tahkim kuralları (ICC, LCIA vb.) ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192840

Metinde belirtildiği üzere, ne HMK'daki iç tahkim ne de MTK'daki milletlerarası tahkim düzenlemelerinde gizliliğe ilişkin açık bir hüküm bulunmaktadır. Bu durum, gizliliğin kapsamı (duruşmalar, belgeler, kararlar), gizliliğe tabi kişiler (taraflar, hakemler, tanıklar, uzmanlar) ve ihlalin yaptırımı gibi konularda bir yasal boşluk ve belirsizlik yaratmaktadır. Doktrindeki bir görüş, gizliliğin tahkimin zımni bir unsuru olduğunu savunsa da, yasal dayanak olmadan sınırlarını ve yaptırımlarını belirlemek zordur. Bu belirsizliği aşmanın en etkili yolu, tarafların tahkim anlaşmalarına veya yargılama sırasında usule ilişkin yapacakları anlaşmalara açık ve detaylı bir 'gizlilik maddesi' eklemeleridir. Metinde atıf yapılan kurumsal tahkim kuralları bu konuda yol göstericidir. Örneğin, LCIA Kuralları (Madde 30) taraflara ve hakemlere genel bir gizlilik yükümlülüğü getirirken, ICC Kuralları (Madde 22) hakem heyetine taraflardan birinin talebi üzerine gizliliğe karar verme yetkisi tanımaktadır. ISTAC (Madde 21) ve ITOTAM (Madde 53) kuralları da taraflar ve yargılamaya katılanlar için açık bir gizlilik yükümlülüğü öngörmektedir. Dolayısıyla taraflar, ya bu kurallara tabi olmayı seçerek ya da kendi sözleşmelerinde benzer hükümlere yer vererek yasal boşluğu doldurabilirler (arbitration-in-turkey-confidentiality-principle-during-arbitration-proceedings-in-turkey).