Metinde, Türkiye'deki temel sorunun Anayasa metinlerinden ziyade, mevcut metinlerin 'kişiye, duruma, olaya özel iyi veya kötü, yani adaletsiz, keyfi ve eşitlikten uzak' uygulanması olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiayı, Anayasa'nın bağlayıcılığını düzenleyen Anayasa m.11 ve 'hukuk devleti' ilkesini düzenleyen m.2 bağlamında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192828

Bu iddia, 'hukuk devleti' ilkesinin temel bir unsuru olan 'hukuki güvenlik' ve 'öngörülebilirlik' ile doğrudan ilişkilidir. Anayasa'nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu belirtir. Hukuk devleti, sadece kuralların var olmasını değil, aynı zamanda bu kuralların herkese eşit, keyfilikten uzak ve öngörülebilir bir şekilde uygulanmasını gerektirir. Anayasa'nın 11. maddesi ise 'Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır' diyerek Anayasa'nın normlar hiyerarşisindeki üstünlüğünü ve herkes için bağlayıcılığını vurgular. Metindeki iddia, m.11'deki bu bağlayıcılık ilkesinin pratikte aşındığını, normların soyut ve genel niteliğini yitirerek sübjektif tercihlere göre uygulandığını öne sürmektedir. Bu durum, hukuk devleti ilkesini zedeler çünkü hukuk, güvenilir bir davranış rehberi olmaktan çıkar. Metinde atıf yapılan Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmaması gibi örnekler, bu keyfi uygulama iddiasını güçlendiren somut vakalardır (su-an-anayasa-degisikligi-bir-ihtiyac-mi).