Bir kira sözleşmesinde, tahliye taahhüdünün kiraya veren tarafından sonradan doldurulduğu iddiası ile belgenin esasen tahliye taahhüdü amacıyla verilmediği (örneğin, elektrik aboneliği için verildiği) iddiası arasında ispat hukuku açısından bir fark var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192789

Cevap: Evet, bu iki iddia arasında ispat hukuku açısından önemli bir fark vardır, ancak her ikisinde de ispat yükü kural olarak kiracıdadır. 1. **Tahliye Taahhüdünün Sonradan Doldurulduğu İddiası:** Bu iddiada kiracı, belgenin bir 'tahliye taahhüdü' olarak verilmesini kabul etmekte, ancak belgenin imzalandığında tarihlerinin boş olduğunu ve kiraya verenin bu tarihleri sonradan, aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurduğunu ileri sürmektedir. Bu, bir *senedin içeriğinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu* iddiasıdır. Bu iddia, HMK'daki senede karşı senetle ispat kuralına tabidir ve tanıkla ispatı, delil başlangıcı gibi istisnalar dışında, zordur. 2. **Belgenin Tahliye Taahhüdü Amacıyla Verilmediği İddiası:** Bu iddiada ise kiracı, imzaladığı boş kağıdı tahliye amacıyla değil, tamamen başka bir amaçla (örneğin, elektrik aboneliği için depozito senedi, aidat borcu için teminat senedi vb.) verdiğini, kiraya verenin ise bu belgeyi alıp üzerine 'tahliye taahhüdü' metni ekleyerek belgenin niteliğini tamamen değiştirdiğini ileri sürmektedir. Bu, senedin içeriğinin anlaşmaya aykırı doldurulmasından daha ileri bir iddiadır; bu, *belgenin tahrif edildiği veya sahtecilik* yapıldığı iddiasıdır. Bu tür bir iddia, hile veya aldatma içerdiği için, ispat kuralları daha esnek yorumlanabilir ve tanık dahil her türlü delille ispatı daha olanaklı hale gelebilir. Her iki durumda da kiracı, boş kağıda imza atmanın riskini üstlenmiş sayılsa da, ikinci iddia (belgenin niteliğinin değiştirildiği iddiası), ispat açısından kiracıya daha fazla olanak tanıyabilir. (Kaynak: www.calinokcuhukuk.com/kiracinin-tahliyesi/ ve kadimhukuk.com.tr/makale/beyaza-imza/)