Avukatlık Kanunu m. 36 ve CMK m. 46, avukatın sır saklama yükümlülüğünü ve tanıklıktan çekinme hakkını düzenler. Bu hükümler, avukatın tanıklık yapmasının mutlak olarak yasaklandığı anlamına mı gelir, yoksa belirli bir koşula mı bağlar? Bu koşul nedir?
Cevap: Hayır, bu hükümler avukatın tanıklık yapmasını mutlak olarak yasaklamaz; tam aksine, belirli bir koşula bağlayarak tanıklık yapabileceğini ima eder. Hem Avukatlık Kanunu m. 36 hem de CMK m. 46, avukatın sır saklama yükümlülüğünün ve tanıklıktan çekinme hakkının temelini, *müvekkil ile arasındaki güven ilişkisine* dayandırır. Bu hükümlere göre, avukatların, görevleri nedeniyle öğrendikleri veya müvekkillerinden edindikleri sırlar hakkında tanıklık yapabilmeleri, tek bir koşula bağlanmıştır: **temsil ettiği veya savunduğu kişinin (müvekkilin) bu konuda açık muvafakatini (rızasını) almış olması.** Müvekkil, sırrının açıklanmasına rıza gösterirse, avukatın tanıklık yapmasının önündeki yasal engel kalkar. Ancak avukat, müvekkili rıza gösterse bile, meslek onuru veya kendi vicdani kanaati gereği tanıklık yapmaktan kaçınabilir. Fakat müvekkilin rızası olmadan, göreviyle ilgili öğrendiği bir sır hakkında tanıklık yapmaya zorlanamaz. Bu durum, sır saklama yükümlülüğünün avukat için hem bir hak hem de bir yükümlülük olduğunu, ancak bu yükümlülüğün sahibinin esasen müvekkil olduğunu gösterir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/avukatin-baktigi-davada-taniklik-yapmasi)