Failin, kendi işlediği bir suçu (örneğin kaçak elektrik kullanma) örtbas etmek amacıyla, bu suçun delillerini yok edip başka bir suç uydurması (elektrik sayacının çalındığını ihbar etmesi), TCK m. 271 (suç uydurma) ve TCK m. 281 (suç delillerini yok etme) açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 02.11.2011 tarihli kararı bu konuda neyi vurgulamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192736

Cevap: Bu durumda failin eylemi, TCK m. 271'de tanımlanan 'suç uydurma' suçunu oluşturur. TCK m. 281'de düzenlenen 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçunun özel bir hali, aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir: 'Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçun delillerini yok eden, gizleyen veya değiştiren kişi hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.' Bu, bir nevi cezasızlık sebebidir ve 'kimse kendi suçunu ihbar etmeye zorlanamaz' ilkesinin bir uzantısıdır. Ancak, fail sadece kendi suçunun delilini yok etmekle kalmayıp, bu eylemini gizlemek için *yeni ve hayali bir suç uydurarak* adli makamları meşgul ederse, artık TCK m. 281'deki cezasızlık halinden yararlanamaz. Bu durumda eylem, TCK m. 271'deki suç uydurma suçunun tanımına tam olarak uyar. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin anılan kararında da bu ayrım vurgulanmıştır. Sanığın, kaçak elektrik kullandığını gizlemek için sayacı söküp 'sayaç çalındı' diye ihbarda bulunması eyleminin, TCK m. 281 değil, TCK m. 271'deki suç uydurma suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Fail, pasif bir şekilde delil gizlemenin ötesine geçerek, adli makamları yanıltmaya yönelik aktif bir eylemle yeni bir suç uydurmuştur. (Kaynak: ayboga.av.tr/suc-uydurma-sucu/)