Bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin, vaat borçlusu tarafından ifa edilmemesi halinde, vaat alacaklısının talep edebileceği zararın niteliği nedir (menfi zarar mı, müspet zarar mı)? Bu zararın kapsamı nasıl belirlenir?
Cevap: Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ifa edilmemesi durumunda vaat alacaklısının talep edebileceği zarar, *müspet (olumlu) zarardır*. Müspet zarar, sözleşme tam ve gereği gibi ifa edilmiş olsaydı, alacaklının malvarlığının ulaşacağı durum ile ifa edilmemesi sonucu mevcut olduğu durum arasındaki farkı ifade eder. Bu zararın kapsamı, vaat alacaklısının 'ifa menfaatini' karşılamaya yöneliktir. Yani, alacaklıyı, sanki sözleşme hiç yapılmamış gibi eski haline getirmek (menfi zarar) değil, sanki sözleşme yerine getirilmiş gibi bir duruma getirmek amaçlanır. Somut olarak bu zararın kapsamı, ifanın imkansız hale geldiği veya temerrüdün gerçekleştiği *dava tarihindeki taşınmazın rayiç (gerçek piyasa) değeridir*. Çünkü borçlu edimini yerine getirseydi, alacaklının malvarlığına o tarihteki değeriyle bir taşınmaz girmiş olacaktı. Mahkeme, bu değeri tespit etmek için genellikle uzman bilirkişi incelemesine başvurur. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/18796, K. 2016/4383) (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-269-bilirkisilik-gorevinin-kapsami.html)