Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda, eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi (TCK m. 109/3-b) ile suça iştirak (yardım etme - TCK m. 39) arasındaki ayrım nasıl yapılır? Mağdurenin kaçırılıp alıkonulduğu bir evde, ev sahibinin sadece mağdurenin orada kalmasına müsaade etmesi ve yerini gizlemesi, Yargıtay 5. CD. 16.04.2007, 740/2908 sayılı kararına göre nasıl bir sorumluluk doğurur?
Cevap: Bu iki durum arasındaki ayrım, failin suçun işlenişi üzerindeki hakimiyetine göre yapılır: - **Birlikte İşleme (Müşterek Faillik - TCK m. 109/3-b atfıyla TCK m. 37):** Suçun icra hareketlerini birlikte gerçekleştiren, fiil üzerinde ortak bir hakimiyet kuran ve suçu işleme kararını birlikte alan kişiler müşterek fail sayılır. Örneğin, mağduru zorla arabaya bindirip götüren iki kişi, suçu birlikte işlemiş olur ve cezaları nitelikli hal nedeniyle artırılır. - **Yardım Etme (TCK m. 39):** Suçun işlenişi üzerinde ortak bir hakimiyeti olmamakla birlikte, suçun icrasını kolaylaştıran veya suç işlendikten sonra yardımda bulunan kişi 'yardım eden' olarak sorumlu olur. Cezası, asıl faile göre indirilir. Yargıtay 5. CD'nin anılan kararında, kaçırılan mağdurenin bir evde kalmasına müsaade eden ve yerini gizleyen sanıkların eylemi, *yardım etme* olarak nitelendirilmiştir. Kararın gerekçesi, bu sanıkların kaçırma eyleminin kendisine (icra hareketlerine) katılmadıkları, yani fiil üzerinde bir ortak hakimiyetlerinin bulunmadığıdır. Onların eylemi, suçun işlenmesini (hürriyetin kısıtlanmasının devamını) kolaylaştırmaya yöneliktir. Bu nedenle, asıl fail gibi TCK m. 37'den değil, TCK m. 39 uyarınca 'yardım eden' olarak sorumlu tutulmaları ve cezalarında indirim yapılması gerektiğine hükmedilmiştir. (Kaynak: or.av.tr/kisiyi-hurriyetinden-yoksun-kilma-sucu/)