5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesine eklenen fıkra ile getirilen 'eşya değerine göre ceza tayini' ilkesinin, TCK m. 3'te yer alan 'adalet ve kanun önünde eşitlik' ilkesiyle bağlantısını kurarak açıklayınız.
Cevap: TCK m. 3/1, 'Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur' diyerek, suç ile ceza arasında bir orantı olması gerektiğini emreder. Bu, 'adalet' ilkesinin temel bir gereğidir. 5607 sayılı Kanun'a eklenen ve eşyanın değerinin 'fahiş', 'hafif' veya 'pek hafif' olmasına göre cezada artırım veya indirim öngören düzenleme, tam olarak bu ilkenin kaçakçılık suçları alanındaki somut bir yansımasıdır. Bağlantı şuradadır: Bu düzenlemeden önce, bir karton sigara kaçıran kişi ile bir tır dolusu sigara kaçıran kişi, aynı temel cezayla (örneğin 3 yıldan başlayan hapis cezası) yargılanıyordu. Bu durum, 'işlenen fiilin ağırlığı' ile ceza arasında bariz bir orantısızlığa ve adaletsizliğe yol açıyordu. Yeni düzenleme ile: - **Fahiş Değer:** Suçun yarattığı haksızlığın ve kamunun vergi kaybının büyüklüğü nedeniyle cezanın artırılması öngörülerek fiilin ağırlığına uygun bir ceza tayini hedeflenmiştir. - **Hafif / Pek Hafif Değer:** Suçun yarattığı haksızlığın azlığı dikkate alınarak cezada indirim yapılması sağlanmış, böylece küçük çaplı fiiller için orantısız ve ağır cezalar verilmesinin önüne geçilmiştir. Sonuç olarak, bu düzenleme, kaçakçılık suçlarında cezanın, fiilin maddi sonucunu (eşyanın değeri) yansıtacak şekilde bireyselleştirilmesini sağlayarak, TCK m. 3'teki adalet ve orantılılık ilkesini hayata geçiren önemli bir adımdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/esya-degerinin-cezaya-tesiri)