Kayıp-kaçak bedelinin tüketicilerden tahsilinin hukuki dayanağı olarak gösterilen EPDK kararlarının yargısal denetiminde, Tüketici Hakem Heyetleri ve mahkemelerin yetkisinin 'Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğun denetimi ile sınırlı' olması ne anlama gelmektedir? 6719 sayılı Kanunla getirilen bu düzenlemenin, Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilmesinin sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #192648

Cevap: 6719 sayılı Kanun'un 6446 sayılı Kanun'a eklediği 17/10. madde, Tüketici Hakem Heyetleri ve mahkemelerin, kayıp-kaçak gibi bedellerle ilgili uyuşmazlıklarda, işin esasına (yani bu bedelin adil olup olmadığına, alınmasının hakkaniyete uygun olup olmadığına) girmesini engelleyerek, yetkilerini sadece 'tahakkuk ettirilen bedelin, EPDK'nın düzenleyici işlemine (tarife, tebliğ vb.) matematiksel olarak uygun olup olmadığının denetimi' ile sınırlamayı amaçlamıştır. Bu, yargı yerlerinin, idarenin düzenleyici işleminin kendisini (yani kayıp-kaçak bedelini alma kararının hukuka uygunluğunu) sorgulamasını engellemeye yönelik bir hükümdü. Anayasa Mahkemesi, 28.12.2017 tarihli kararıyla bu 17/10. bendin *iptaline* karar vermiştir. Bu iptal kararının en önemli sonucu, Tüketici Hakem Heyetleri ve mahkemelerin önündeki bu yasal engelin kalkmış olmasıdır. Artık yargı yerleri, sadece faturanın EPDK kararına uygunluğunu değil, aynı zamanda dayanak olan EPDK düzenlemesinin kendisinin de hukuka, hakkaniyete, tüketici hukukunun temel ilkelerine ve mülkiyet hakkına uygun olup olmadığını denetleyebilirler. Yani, yargısal denetimin kapsamı genişlemiş, mahkemelerin işin esasına girerek kayıp-kaçak bedelinin iadesine karar verme yolu yeniden açılmıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/kayip-kacak-bedelinin-iadesi/)