TCK m. 109'da düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda, mağdurun rızasının hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilip edilmeyeceğini, TMK m. 23 çerçevesinde tartışınız. Sezgin bir küçüğün cinsel amaçlı olarak alıkonulmasına rıza göstermesi halinde suçun oluşup oluşmayacağına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (11.03.2008, 253/52) yaklaşımı nedir?
Cevap: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda mağdurun rızası, hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilir, ancak bu rızanın geçerliliği sıkı koşullara bağlıdır. TMK m. 23, 'Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz' hükmünü amirdir. Bu nedenle, bir kişinin özgürlüğünü hukuka veya ahlaka aykırı bir şekilde sınırlayan bir anlaşmaya verdiği rıza geçersizdir. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.03.2008 tarihli, 253/52 sayılı kararında, bu konuda önemli bir ayrım yapılmıştır. Karara konu olayda, 15 yaşını tamamlamış ve ayırt etme gücüne sahip (sezgin) bir küçüğün, cinsel amaçlı olarak kaçırılıp alıkonulmasına rıza göstermesi ele alınmıştır. CGK, bu durumda mağdurenin TMK m. 26/2 (eski TMK) kapsamındaki rızasının, fiili suç olmaktan çıkararak hukuka uygun hale getirdiğine karar vermiştir. Bu yaklaşım, özellikle 'rızayla kaçma' olarak bilinen olaylarda, sezgin küçüğün iradesine belirli bir hukuki sonuç bağlamaktadır. Ancak bu içtihat, rızanın özgür iradeyle verilmiş olması, cebir, tehdit veya hile içermemesi ve alıkonulmanın niteliğinin ahlaka veya hukuka ağır bir aykırılık teşkil etmemesi gibi unsurlarla sınırlıdır. Rızanın geçerliliği her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. (Kaynak: or.av.tr/kisiyi-hurriyetinden-yoksun-kilma-sucu/)