Bir avukatın, vekilliğini veya müdafiliğini üstlendiği bir dosyada, görevi nedeniyle öğrendiği hususlar dışında kalan ve kendi beş duyusuyla tanık olduğu bir olay hakkında tanıklık yapması hukuken mümkün müdür? Bu durumun avukatlık meslek etiği ve tanıklığın tarafsızlığı ilkesiyle ilişkisini tartışınız.
Cevap: Bu konu, kanunlarda açık bir yasak bulunmadığı için tartışmalıdır. Metinde iki farklı görüş sunulmaktadır: 1. **Tanıklık Yapamaz Görüşü:** Bu görüş, tanıklığın tarafsızlık gerektirmesine dayanır. Avukat, dosyanın bir tarafını temsil ettiği için özünde taraflıdır. Aynı dosyada hem taraf vekili/müdafii hem de tarafsız bir tanık olması, rollerin çatışmasına ve tanıklığın objektifliğine gölge düşürmesine neden olur. CMK m. 149 vd. hükümleri avukatın sanığın yanında yer almasını gerektirirken, tanıklık potansiyel olarak sanığın aleyhine olabilir. Bu durumun avukatlık mesleğinin doğasına aykırı olduğu savunulur. 2. **Tanıklık Yapabilir Görüşü (Metinde Benimsenen):** Bu görüş, yasal bir engel bulunmadığına odaklanır. Avukatlık Kanunu m. 36 ve CMK m. 46, avukatın 'sır saklama yükümlülüğü' kapsamındaki konularda tanıklık yapmasını müvekkilin rızasına bağlar, ancak görevi dışında öğrendiği konular için bir yasak getirmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (24.06.2020, 2017/2209 E.) kararında da belirtildiği gibi, avukatın görevi nedeniyle öğrendiği hususlar dışında tanıklık yapmasında yasal bir engel yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (28.09.1999, 1999/1-213 E.) kararı da avukatın tanık olarak dinlenebileceğini, ancak usuli güvencelerin (çekinme hakkının hatırlatılması vb.) sağlanması gerektiğini belirtir. Bu görüşe göre, yasal bir yasak olmadığı sürece, maddi gerçeğe ulaşma amacıyla avukatın tanıklığına başvurulabilir ve bu durum avukatlık görevine devam etmesine engel teşkil etmez. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/avukatin-baktigi-davada-taniklik-yapmasi)