Bir kamu kurumunun, kendi personeline tahsis ettiği lojmanların dağıtımında ve tahliyesinde, dayanağını Kamu Konutları Kanunu'ndan almayan, sadece kendi çıkardığı bir 'Yönerge' ile kanunda olmayan yeni kriterler veya tahliye sebepleri getirmesi, hangi temel idare hukuku ilkesine aykırıdır? Bu tür bir yönergeye dayanılarak yapılan bir işlemin akıbeti ne olur?
Bu durum, idare hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanuni idare (yasallık)' ilkesine ve 'normlar hiyerarşisi' ilkesine aykırıdır. 1. Kanuni İdare İlkesi: Bu ilke, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin dayanağını kanundan alması gerektiğini, kanunla yetkilendirilmediği bir alanda düzenleme yapamayacağını ve kanunun çizdiği sınırların dışına çıkamayacağını ifade eder. Kamu konutlarının tahsisi ve tahliyesi gibi temel hak ve yükümlülükleri etkileyen konular, öncelikle kanunla düzenlenmelidir. İdare, kanunun vermediği bir yetkiyi yönerge gibi bir düzenleyici işlemle kendiliğinden yaratamaz. 2. Normlar Hiyerarşisi İlkesi: Bu ilkeye göre, hukuk kuralları arasında bir astlık-üstlük ilişkisi vardır. Yönerge, kanundan daha alt düzeyde bir normdur ve kanuna aykırı hükümler içeremez. Eğer Kamu Konutları Kanunu, lojman tahliye sebeplerini sınırlı olarak saymışsa, idare bir yönerge ile bu sebeplere yenilerini ekleyemez veya kanunun tanıdığı bir hakkı daraltamaz. Bu tür bir yönergeye dayanılarak yapılan bir işlemin (örneğin lojman tahliyesi) akıbeti, idare mahkemesinde açılacak bir iptal davası sonucunda 'iptal edilmek' olacaktır. Metinde de belirtildiği gibi, 'Dayanağı Kanunu aşar tarzdaki düzenlemenin yürürlükte olması, bu düzenlemeye dayalı olarak tesis olunan işlemin iptaline engel teşkil etmeyecektir.' İdare mahkemesi, öncelikle işlemin dayanağı olan yönerge hükmünün üst hukuk normu olan kanuna aykırı olup olmadığını denetler (norm denetimi/somut norm denetimi benzeri bir yaklaşımla) ve eğer aykırılık tespit ederse, bu hukuka aykırı düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen birel işlemi de iptal eder.