Bir sanığın, üzerinde resmi bir üniforma olmadan, sahte bir polis kimlik kartı göstererek bir mağazadan indirimli alışveriş yapması eylemi, TCK m. 264'teki 'Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma' suçunu mu, yoksa başka bir suçu mu oluşturur? Yargıtay'ın benzer olaylardaki içtihadı nasıldır?
Bu eylem, TCK m. 264'teki 'Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma' suçunu değil, şartları varsa TCK m. 157'deki 'basit dolandırıcılık' veya TCK m. 158'deki 'nitelikli dolandırıcılık' suçunu oluşturabilir. Yargıtay'ın içtihadı bu yöndedir. TCK m. 264'ün oluşması için ya resmi bir üniformanın giyilmesi ya da hak edilmeyen bir nişan veya madalyanın takılması gerekir. Sahte bir polis kimlik kartı göstermek, bu iki kategoriye de girmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E: 2017/3351 sayılı kararında, sanığın kendisini polis olarak tanıtıp polis kartına benzer bir kart göstermesi olayında, bu kartın 2933 sayılı Kanunda düzenlenen madalya ve nişanlardan olmadığı belirtilerek TCK m. 264'ün unsurlarının oluşmadığına işaret edilmiştir. Ancak, sanığın bu sahte kimliği kullanarak, mağazayı aldatıp normalde alamayacağı bir indirimi elde etmesi, hileli davranışlarla kendisine haksız bir menfaat sağlaması anlamına gelir. Bu durum, dolandırıcılık suçunun tipik unsurlarını taşır. Eğer bu eylemde, kamu kurumunun (Emniyet Teşkilatı) saygınlığı veya güvenilirliği araç olarak kullanılarak bir kolaylık sağlanmışsa (örneğin, mağaza görevlisi sahte polis kimliğine inanarak özel bir indirim uygulamışsa), eylem TCK m. 158/1-d kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabilir ve bu durumda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olur.