Bir öldürme olayında sanık, maktulün kendisine küfür ederek üzerine yürüdüğünü iddia etmektedir. Ancak olayın tek görgü tanığı olan ve aynı zamanda sanığın yeğeni olan çocuk tanık, kollukta verdiği ilk ifadesinde maktulden kaynaklanan bir küfürden bahsetmemiş, ancak kovuşturma aşamasında mahkemede verdiği ifadede maktulün sanığa küfür ettiğini söylemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (E: 2015/830, K: 2016/360), bu çelişkili tanık beyanlarını değerlendirirken hangi beyana üstünlük tanımıştır ve bunun gerekçesi nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu tür durumlarda genellikle olayın hemen ardından, daha taze ve etkilenmemiş bir zihinle verilen ilk ifadelere (kolluk veya savcılık beyanları) daha fazla itibar etme eğilimindedir. Kararda, yeğen olan tanık ...'nın kollukta verdiği ilk ifadesinde, maktulden sanığa yönelik bir küfürden veya saldırıdan bahsetmediği, aksine maktulün sanıktan korkarak saklanmaya çalıştığını anlattığı belirtilmiştir. Ancak kovuşturma aşamasında mahkemede, bu ilk ifadesinden farklı olarak maktulün sanığa küfür ettiğini söylemiş ve kolluk ifadesinin kendisine annesi (sanığın ablası) tarafından öğretildiğini iddia etmiştir. Yargıtay CGK, bu çelişki karşısında, mağdur (sanığın ablası) ve tanık ...'nın 'olaydan hemen sonra alınan soruşturma evresindeki beyanlarında, maktulden kaynaklanan haksız bir hareketten bahsetmedikleri gibi maktulün sanıktan kaçarak ve saklanarak kurtulmaya çalıştığı yönündeki samimi anlatımları'na üstünlük tanımıştır. Bunun gerekçesi şudur: - Olayın Sıcağı Sıcağına Verilen Beyanların Güvenilirliği: Olaydan hemen sonra alınan ifadeler, genellikle olayın etkisinin en yoğun olduğu, dış etkilere ve yönlendirmelere daha az maruz kalınan, bu nedenle daha doğru ve samimi olma ihtimali yüksek beyanlar olarak kabul edilir. - Sonradan Değişen Beyanlardaki Şüphe: Kovuşturma aşamasında, özellikle aile bağları gibi nedenlerle tanıkların ifadelerini sanık lehine değiştirme veya yumuşatma ihtimali daha yüksektir. Tanığın, ilk ifadesinin kendisine öğretildiğini söylemesi de, bu ikinci ifadenin güvenilirliğini sarsan bir durumdur. Bu nedenle Kurul, sanığın küfür iddiasını ve tanığın sonradan değişen beyanını değil, olayın hemen sonrasında verilen ve olayın akışıyla daha uyumlu olan ilk beyanları esas almıştır.