Suça sürüklenen çocukların (SSÇ) yargılandığı bir davada, SSÇ'lerden birinin diğerini suçlayıcı beyanlarda bulunması ve bu beyanların dosyaya yansıması durumunda, her iki SSÇ'nin de aynı müdafi tarafından temsil edilmesi halinde, Yargıtay'ın bu duruma ilişkin bozma kararı 'istem gibi' mi olur, 'isteme aykırı' mı olur? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2014/36323, K:2017/21 sayılı kararını dikkate alarak açıklayınız.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2014/36323, K:2017/21 sayılı kararında, menfaatleri çatışan SSÇ'lerin aynı müdafi tarafından temsil edilmesi nedeniyle verilen bozma kararı 'isteme aykırı olarak bozulmasına' şeklindedir. Bu ifadenin anlamı şudur: Temyiz isteminde bulunan taraf (genellikle SSÇ müdafii veya C. Savcısı) bozma talebinde bulunurken, bozma gerekçesi olarak başka hususları ileri sürmüş olabilir. Ancak Yargıtay, temyiz dilekçesinde ileri sürülmese bile, menfaat çatışması durumunu re'sen (kendiliğinden) tespit etmiş ve bunu adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının ihlali sayarak mutlak bir bozma nedeni olarak kabul etmiştir. 'İsteme aykırı' ifadesi, Yargıtay'ın, temyiz dilekçesindeki taleplerden bağımsız olarak, kendiliğinden tespit ettiği ve daha önemli gördüğü bir hukuka aykırılık nedeniyle hükmü bozduğunu gösterir. Eğer temyiz dilekçesinde bu husus zaten bir bozma nedeni olarak ileri sürülmüş olsaydı, karar 'isteme uygun olarak bozulmasına' şeklinde olurdu. Bu durum, menfaat çatışmasının Yargıtay tarafından ne kadar ciddi bir usul hatası olarak görüldüğünü ve re'sen dikkate alındığını teyit eder.