Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2015/3743, K: 2018/81 sayılı kararında, davacının evlilik nedeniyle işten ayrıldığı iddiasına karşılık, davalı işverenin savunması ne olmuştur? Mahkemenin bu savunma karşısında ulaştığı sonuç ve bu sonuca varırken dayandığı temel hukuki argüman nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191935

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2015/3743, K: 2018/81 sayılı kararında: - Davalı İşverenin Savunması: Davalı şirket vekili, davacının 01.06.2008 tarihinde kimseye haber vermeden işi bıraktığını, bu durumun karakola bildirildiğini, üç gün beklendikten sonra devamsızlık tutanağı düzenlendiğini ve davacının işi bıraktıktan 23 gün sonra (24.06.2008 tarihinde) evlendiğini, kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için evlilik tarihinden sonra ve bu nedenle işten ayrılması gerektiğini savunmuştur. - Mahkemenin Ulaştığı Sonuç (Direnme Kararı): Yerel mahkeme, ilk kararında ve direnme kararında, davacının 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki şartları yerine getirdiği, evliliğe çok yakın bir tarihte ve evlenme niyetiyle iş sözleşmesini feshettiği, evliliğin de çok kısa bir süre sonra gerçekleştiği gerekçesiyle kıdem tazminatına hak kazandığı sonucuna varmıştır. - Mahkemenin Temel Hukuki Argümanı: Mahkeme, fesih hakkının evlilik tarihinden itibaren bir yıllık süreye tabi olduğunu kabul etmekle birlikte, davacının 'evlenme niyetiyle' ve 'evliliğe çok yakın bir tarihte' işten ayrılmasını yeterli görmüştür. Esasen, fesih ile evlilik arasında makul bir süre olması ve feshin evlilik amacıyla yapıldığına dair bir illiyet bağının bulunması gerektiği yönündeki bir yoruma dayanmıştır. Ancak Yargıtay Özel Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu, kanun metnindeki 'evlendiği tarihten itibaren' ifadesinin çok net olduğunu ve bu sürenin ancak resmi nikahla başlayabileceğini belirterek, evlilik öncesi yapılan fesihlerde bu hakkın kullanılamayacağına hükmetmiştir.