Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre adli kolluğun C. savcısına karşı 'derhal bildirme' yükümlülüğü (CMK m. 161/2) hangi hususları kapsar? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E:2012/6201, K:2013/2173 sayılı kararında, kolluğun adli bir olayı öğrendikten belirli bir süre sonra savcılığa bildirmesi eylemi hangi suç kapsamında değerlendirilmiştir?
CMK m. 161/2'ye göre adli kolluğun C. savcısına karşı 'derhal bildirme' yükümlülüğü şu üç temel hususu kapsar: 1) Elkoydukları olayları, 2) Yakalanan kişileri, 3) Uygulanan tedbirleri. Bu hüküm, soruşturmanın başından itibaren tüm kontrolün C. savcısında olmasını sağlamayı amaçlar. Kolluk, bir suç şüphesiyle karşılaştığı anda, olayın niteliği, şüphelilerin kimliği ve yaptığı ilk işlemler (örneğin olay yeri koruma, kimlik tespiti vb.) hakkında derhal bilgi vermek zorundadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E:2012/6201, K:2013/2173 sayılı kararında, bir direnme ve hakaret eyleminin 07/07/2010 tarihinde meydana gelmesine rağmen, bu olayın C. Başsavcılığına 17/08/2010 tarihinde, yani bir aydan fazla bir süre sonra bildirildiği bir olay incelenmiştir. Yargıtay, adli kolluk görevlisi olan sanıkların, haberdar oldukları bu adli olayı en kısa sürede (derhal) yetkili C. savcısına bildirmemeleri eyleminin, TCK m. 257'de düzenlenen 'görevi kötüye kullanma' suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda, bu gecikmenin, olayın mağduru olan müştekinin hak arama özgürlüğünü engellemek suretiyle bir 'mağduriyete' neden olup olmadığının araştırılması ve sanıkların hukuki durumunun buna göre tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, 'derhal bildirme' yükümlülüğünün ihlalinin, sadece bir usul hatası değil, aynı zamanda şartları oluştuğunda bir suç teşkil edebileceğini göstermesi açısından önemlidir.