HMK m. 91'de sürelerin tefhimle başlayacağı haller de öngörülmüştür. Mahkemenin, duruşmaya mazeret bildirerek katılmayan bir vekile, UYAP sisteminden öğrenmiş sayılmasına karar vererek kesin süre başlatması hukuka uygun mudur? Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E: 2016/19489, K: 2017/308 sayılı kararı bu konuda ne belirtmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191913

Hayır, bu usul hukuka uygun değildir. HMK m. 91, sürelerin başlangıcı için iki temel kural koyar: tebliğ veya tefhim. 'Tefhim', kararın duruşmada hazır bulunan tarafın veya vekilinin yüzüne karşı okunmasıdır ve süre o andan itibaren işlemeye başlar. 'Tebliğ' ise, kararın usulüne uygun bir şekilde tarafın adresine gönderilmesidir. Duruşmada hazır olmayan bir tarafa veya vekile kararın tefhimi mümkün değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E: 2016/19489, K: 2017/308 sayılı kararında, mahkemenin, mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılmayan davacı vekiline gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verdiği ve bu ihtarın 'UYAP sisteminden öğrenilmiş sayılmasına' karar verdiği bir olay ele alınmıştır. Yargıtay bu uygulamayı hukuka aykırı bulmuştur. Kararda, HMK m. 91 uyarınca sürelerin tebliğ veya tefhimle başlayacağı, duruşmada hazır olmayan vekile tefhim yapılamayacağı, bu nedenle kesin sürenin ve sonuçlarının usulüne uygun bir şekilde vekile 'tebliğ edilmesi' gerektiği vurgulanmıştır. UYAP sistemine bir ara kararın işlenmesi, HMK anlamında usulüne uygun bir 'tebliğ' veya 'tefhim' işlemi değildir. Bu şekilde usulsüz başlatılan bir kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesi, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve bozma nedenidir.