Sanığın, ablasının rızaya dayalı ilişkisi nedeniyle duyduğu kızgınlıkla maktulü öldürdüğü bir olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (E: 2015/830, K: 2016/360), sanığın savunmasındaki 'maktul bana küfür etti' iddiasını neden inandırıcı bulmamıştır? Kararda, hangi tanıkların beyanlarına ve hangi mantıksal çıkarıma öncelik verilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191905

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın 'maktul bana küfür etti' şeklindeki savunmasını inandırıcı bulmamasının temel nedeni, bu savunmanın olaydan hemen sonra alınan, daha taze ve samimi kabul edilen ilk beyanlarla ve olayın genel akışıyla çelişmesidir. Kararda şu unsurlara öncelik verilmiştir: 1. Olay Sıcağı Sıcağına Alınan Beyanlar: Sanığın ablası olan mağdur ile yeğeni olan tanığın, olaydan hemen sonra kollukta verdikleri ilk ifadelerinde, maktulden kaynaklanan herhangi bir küfür, hakaret veya saldırıdan bahsetmemişlerdir. Aksine, bu ilk beyanlar tutarlı bir şekilde maktulün sanığı görünce ondan korktuğunu, kaçmaya ve saklanmaya çalıştığını ortaya koymaktadır. Yargıtay, bu tür ilk beyanlara, zamanla değişebilen veya sanığı koruma amacı güdebilen sonraki beyanlardan daha fazla itibar etme eğilimindedir. 2. Olayın Mantıksal Akışı: Maktulün, sanığın tüfekle eve geldiğini fark edince ikametin arka kapısından bahçeye çıkarak kaçmaya ve saklanmaya çalışması, sanığa karşı bir saldırı veya tahrik edici bir eylemde bulunma niyetinde olmadığını, aksine canını kurtarma derdinde olduğunu göstermektedir. Kaçan ve saklanan bir kişinin, aynı anda kendisini kovalayan silahlı kişiye küfür ederek üzerine yürümesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Sonuç olarak Kurul, sanığın küfür iddiasının, işlediği suça bir meşruiyet veya hafifletici neden yaratmaya yönelik, sonradan geliştirilmiş bir savunma olduğu kanaatine varmış ve haksız tahrik koşullarının oluşmadığına karar vermiştir.