Bir tüzel kişi tacirin, uğradığı haksız fiil zararını ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi ne zaman işlemeye başlar? Tüzel kişinin dava açmak için kendi iç bünyesinde 'olur' alması sürecinin zamanaşımının başlangıcına bir etkisi var mıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2017/4-1420, K: 2018/1419 sayılı kararını esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191874

818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesine göre haksız fiillerde bir yıllık kısa zamanaşımı süresi, zarar görenin 'zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren' işlemeye başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2017/4-1420, K: 2018/1419 sayılı kararında bu kural, davacı konumundaki tüzel kişi tacir için yorumlanmıştır. Karara göre, zamanaşımı süresinin başlangıcı, tüzel kişinin dava açmak için kendi iç prosedürleri gereği aldığı 'olur' tarihi değil, haksız fiilin ve failin objektif olarak öğrenildiği tarihtir. Somut olayda, davacı kurumun teknik personeli tarafından hasarın meydana geldiği gün tutanak düzenlenmiştir. Yargıtay'a göre bu tutanak tarihi, zararın ve failin öğrenildiği tarihtir ve bir yıllık zamanaşımı bu tarihten itibaren işlemeye başlamıştır. Davacı tüzel kişinin, dava açmak için kendi iç hiyerarşisi veya bürokrasisi içinde bir onay (olur) süreci işletmesi ve bu sürecin uzun sürmesi, zamanaşımının başlangıcını ertelemez. Yargıtay bu sonuca varırken, Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesindeki 'Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.' ilkesine de atıf yapmıştır. Basiretli bir tacir olan davacı şirketin, zararı ve faili öğrendiği an itibarıyla yasal haklarını kullanmak için gerekli tedbirleri alması ve zamanaşımı süresini kaçırmaması beklenir. İç işleyişteki gecikmeler, borçlu aleyhine yorumlanamaz. Bu nedenle, hasar tutanağının düzenlendiği tarih ile icra takibinin başlatıldığı tarih arasında bir yıldan fazla süre geçtiği için alacak zamanaşımına uğramıştır.