Aralarında menfaat çatışması bulunan ve CMK m. 150 uyarınca kendilerine zorunlu müdafi atanan suça sürüklenen çocukların (SSÇ) savunmalarının, aynı müdafi tarafından yapılması, Yargıtay tarafından nasıl bir hukuka aykırılık olarak nitelendirilmektedir? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2014/36323, K:2017/21 sayılı kararı bu konuda ne belirtmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191808

Yargıtay, bu durumu, CMK m. 152'nin ve Avukatlık Kanunu m. 38'in açık ihlali olmasının yanı sıra, Anayasa'nın 36. maddesi ve AİHS'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan 'savunma hakkının' ve 'adil yargılanma hakkının' esaslı bir şekilde kısıtlanması olarak nitelendirmektedir. Bu durum, tek başına mutlak bir bozma nedeni sayılır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2014/36323, K:2017/21 sayılı kararında, SSÇ'lerden birinin kovuşturma aşamasındaki savunmasında suçu diğer SSÇ'nin işlediğini, kendisinin sadece el arabasını verdiğini beyan etmesi, diğer SSÇ'nin ise suçlamayı tamamen reddetmesi durumu ele alınmıştır. Mahkeme, bu beyanlar arasındaki çelişki ve zıtlığın açık bir 'menfaat çatışması' doğurduğunu tespit etmiştir. Bu çatışma karşısında, her bir SSÇ'ye ayrı bir müdafi görevlendirilmesi gerekirken, her ikisinin de aynı müdafi tarafından temsil edilmesinin Avukatlık Kanunu m. 38 ve CMK m. 152'ye aykırı olduğuna hükmetmiştir. Kararda bu durum, savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmiş ve diğer yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu, özellikle savunma hakkının daha hassas olduğu çocuk yargılamalarında, mahkemelerin menfaat çatışması ihtimalini dikkatle gözetmesi gerektiğini gösteren önemli bir içtihattır.