Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun E:2003/67, K:2003/436 sayılı kararında, ceza yargılaması sonucunda 'delil yetersizliğinden' beraat eden bir polis memuru hakkındaki Devlet memurluğundan çıkarma cezası hukuka uygun bulunmuştur. Bu kararın temel gerekçesi nedir ve bu durum DMK m. 131'in uygulanması açısından ne anlama gelmektedir?
Bu kararın temel gerekçesi, ceza hukuku ile disiplin hukukunun farklı amaçlara, usullere ve ispat standartlarına sahip olmasıdır. Danıştay, bu kararında şu temel argümanı kullanmıştır: - Farklı İspat Standartları: Ceza yargılamasında bir kişinin mahkum edilebilmesi için, suçun işlendiğine dair 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' bulunması gerekir. Delillerin yetersiz olması veya bir şüphe durumunun varlığı, 'şüpheden sanık yararlanır' evrensel ilkesi gereği beraat kararı verilmesini zorunlu kılar. Oysa disiplin hukukunda, bir disiplin cezasının verilebilmesi için, fiilin işlendiğine dair 'makul ve yeterli bir kanaatin' oluşması yeterlidir. Disiplin soruşturması dosyasındaki tanık ifadeleri, idari tespitler ve diğer belgeler, ceza mahkumiyetine yetmese de disiplin cezası için yeterli görülebilir. - DMK m. 131'in Rolü: Karar, DMK m. 131'deki 'Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.' hükmünün bu tür durumlar için öngörüldüğünü teyit etmektedir. Yani kanun, delil yetersizliğinden beraat gibi durumların disiplin cezasını otomatik olarak ortadan kaldırmayacağını baştan kabul etmiştir. Kararda, 'dava dosyası ile soruşturma dosyasının ve soruşturma dosyasında bulunan ifadelerin birlikte incelenip değerlendirilmesi sonucu davacının disiplin hükümleri bakımından üzerine atılı fiili işlediği sonucuna ulaşıldığı' belirtilerek, idari yargının kendi delil değerlendirmesini yaparak ceza mahkemesi kararından bağımsız bir sonuca varabileceği ortaya konulmuştur.