CMK m. 161/6, valilerin kişisel suçlarında soruşturma yetkisini 'bulundukları ile en yakın il Cumhuriyet Başsavcısına' vermektedir. Bu özel yetki kuralının amacı nedir ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E:2013/19742, K:2014/28112 sayılı kararında, suç yeri farklı bir il olmasına rağmen bu kuralın uygulanması gerektiği nasıl gerekçelendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191790

CMK m. 161/6'da yer alan bu özel yetki kuralının temel amacı, 'soruşturmanın tarafsızlığını ve objektifliğini' güvence altına almaktır. Vali, bulunduğu ildeki en üst mülki amirdir ve ildeki tüm idari teşkilat üzerinde, dolayısıyla adli kolluk (polis, jandarma) üzerinde de bir nüfuzu bulunmaktadır. Soruşturmanın, valinin görev yaptığı ildeki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesi halinde, bu nüfuz nedeniyle soruşturmanın selametinin etkilenebileceği, tanıkların veya delillerin toplanmasında zorluklar yaşanabileceği endişesiyle kanun koyucu, bu yetkiyi coğrafi olarak en yakın, ancak idari olarak valinin etki alanı dışında olan başka bir ilin Cumhuriyet Başsavcılığına vermiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E:2013/19742, K:2014/28112 sayılı kararında, suç tarihinde kaymakam olan sanığın işlediği iddia olunan telefonla hakaret ve tehdit suçlarında, suç yeri mağdurun bulunduğu il olmasına rağmen, kovuşturmanın sanığın görev yaptığı ilde (yani soruşturmanın yapıldığı yerde) yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, CMK m. 161/6'nın 'yetki yönünden özel bir düzenleme' olduğunu ve bu özel düzenlemenin, CMK'daki genel yetki kuralını (suçun işlendiği yer mahkemesi) ortadan kaldırdığını vurgulamıştır. Yani, kanun koyucunun tarafsızlığı sağlama amacı, suçun işlendiği yerdeki pratiklikten daha üstün tutulmuştur. Bu nedenle, suç nerede işlenirse işlensin, vali veya kaymakamın kişisel suçunda (ağır cezalık suçüstü hali hariç) soruşturma ve kovuşturma, CMK m. 161/6'da belirtilen özel yetkili adli merciler tarafından yapılmalıdır.