Aynı olayda yargılanan ve savunmaları birbiriyle çelişen iki sanığın savunmasının aynı müdafii tarafından üstlenilmesi, ceza muhakemesi hukuku açısından hangi ilkenin ihlaline yol açar? CMK m. 152 ve Avukatlık Kanunu m. 38 açısından durumu değerlendirerek Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını bir Yargıtay kararına atıfla açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191679

Aynı olayda yargılanan ve savunmaları birbiriyle çelişen (örneğin birbirini suçlayan) iki sanığın aynı müdafii tarafından savunulması, 'menfaat çatışması' (çıkar çatışması) durumunu ortaya çıkarır. Bu durum, öncelikle sanıkların 'savunma hakkının' kısıtlanmasına ve 'adil yargılanma ilkesinin' ihlaline yol açar. Hukuki dayanakları CMK m. 152 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 38'dir. CMK m. 152, 'Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafiye verilebilir.' hükmünü içerir. Bu hükmün tersinden yorumu, yararları birbiriyle çatışan sanıkların savunmasının aynı müdafiye verilemeyeceğidir. Avukatlık Kanunu m. 38 ise avukatın aynı işte menfaati zıt olan taraflardan birini savunduktan sonra diğerini savunamayacağını düzenleyerek menfaat çatışmasını yasaklar. Yargıtay, bu kuralın ihlalini mutlak bir bozma sebebi olarak kabul etmektedir. Örneğin, Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin E:2016/4922, K:2016/12323 sayılı kararında, suça sürüklenen çocuklardan birinin diğerini suçladığı ve beyanları arasında menfaat çatışması bulunduğu halde, savunmalarının aynı müdafiiye yaptırılmasının CMK m. 152/1'e aykırı olduğu ve bu durumun tek başına hükmün bozulmasını gerektirdiği açıkça belirtilmiştir. Müdafi, bir sanığı aklamak için diğer sanığın aleyhine bir savunma yapmak zorunda kalacağından, her iki sanığın da savunma hakkı etkin bir şekilde kullanılamaz ve bu durum savunmada zafiyet yaratır.