Ceza hukukunda taksirin bir türü olan 'bilinçli taksir' ile 'basit taksir' arasındaki temel ayrım nedir? Kırmızı ışıkta geçen bir şoförün kazaya sebebiyet vermesi her durumda bilinçli taksir midir? Bu durumu, 'olası kast' ile karşılaştırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191665

Taksir, failin suça konu eylemin hareket kısmını bilerek ve isteyerek yapması, ancak bundan doğan sonucu istememesidir. Temel ayrım, sonucun öngörülüp öngörülmediği noktasındadır. 'Basit taksirde' fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, öngörmesi gereken sonucu öngörememiştir. Örneğin, takip mesafesini ayarlayamayarak kaza yapan şoförün durumu basit taksirdir. 'Bilinçli taksirde' ise fail, sonucu öngörmesine rağmen, 'bir şey olmaz' diyerek, şansa veya kendi becerisine güvenerek hareketine devam eder ve istenmeyen sonuç gerçekleşir. Metinde verilen örnekte olduğu gibi, kırmızı ışıkta geçmenin tehlikeli olduğunu ve kazaya yol açabileceğini öngören ancak kazanın gerçekleşmeyeceğine güvenerek geçen şoförün davranışı 'bilinçli taksir'dir. Bilinçli taksir her zaman daha ağır cezayı gerektirir. 'Olası kast' ise bilinçli taksirin bir adım ötesidir. Fail, sonucun gerçekleşme ihtimalini pek muhtemel görür ve sonucu kabullenerek, 'olursa olsun' mantığıyla hareket eder. Kırmızı ışıkta geçen şoför, yoğun bir kavşakta 'birileri ölürse ölsün, yaralanırsa yaralansın' diyerek sonucu kabullenmişse, bu durumda olası kast gündeme gelir ve cezası çok daha ağırdır. Dolayısıyla kırmızı ışıkta geçmek her zaman bilinçli taksir olmayabilir; failin sonucu kabullenme derecesine göre olası kast olarak da değerlendirilebilir.