Bir devlet memuru hakkında, aynı olay nedeniyle hem ceza mahkemesinde dava açılmış hem de disiplin soruşturması yürütülmektedir. Adli yargıda devam eden davanın sonucunun, disiplin cezasının sonucunu etkileyeceği kanaati oluşursa, idare mahkemesi disiplin cezasına karşı açılan iptal davasında nasıl bir usuli karar vermelidir? Danıştay 8. Dairesi'nin E:2004/2701, K:2005/281 sayılı kararı bu konuda ne yönde bir içtihat oluşturmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #191590

Bu durumda idare mahkemesi, ceza davasının sonucunu 'bekletici mesele' yapmalı ve bu dava sonuçlanana kadar kendi yargılamasını ertelemelidir. Danıştay 8. Dairesi'nin E:2004/2701, K:2005/281 sayılı kararında bu ilke açıkça ortaya konulmuştur. Kararda, disiplin hukuku ile ceza hukukunun farklı nitelikler taşımasına rağmen, disiplin suçunun sübutu (gerçekleşip gerçekleşmediği) konusunda ceza mahkemelerinin vereceği 'kesin mahkumiyet kararlarının disiplin hukuku açısından bağlayıcı olduğu' belirtilmiştir. Somut olayda, davacı memurun üzerine atılı fiil nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden bir davası bulunmaktadır. Danıştay, 'davacı hakkında adli yargıda açılan davada verilecek kararın disiplin cezasının sonucunu etkileyeceği kanaatine ulaşıldığından, mahkeme tarafından adli yargıda açılan ve devam eden davanın sonucu beklenip karar verilmesi gerekirken' davanın reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Yani, eğer ceza davasında verilecek karar (özellikle beraat veya mahkumiyet kararı), disiplin suçuna konu olan fiilin işlenip işlenmediği, kim tarafından işlendiği gibi maddi vakıaları kesin olarak aydınlatacak nitelikteyse, idare mahkemesi bu kararı beklemelidir. Bu, hem çelişkili kararların önüne geçmek hem de maddi gerçeğe daha sağlıklı ulaşmak için bir usul ekonomisi gereğidir. Mahkeme bu durumda, ceza davasının sonucunun beklenmesine dair bir ara karar kurar.