HMK m. 94, hakimin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebileceğini düzenler. Mahkemenin, taraflardan birine belirli bir işlemi yapması için verdiği sürenin 'kesin süre' sayılabilmesi için, ara kararında hangi unsurların mutlaka bulunması gerekir? Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihadı nasıldır?
Yargıtay'ın yerleşik ve istikrarlı içtihatlarına göre, mahkemenin bir tarafa verdiği sürenin HMK anlamında 'kesin süre' niteliği taşıyabilmesi ve bu süreye uymamanın hak kaybına yol açabilmesi için, mahkemenin ara kararında şu unsurların bir arada ve açıkça bulunması zorunludur: 1. Yapılacak İşin Belirtilmesi: Taraftan hangi delili sunması, hangi masrafı yatırması veya hangi işlemi yapması istendiği net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmelidir. 2. Sürenin Başlangıcı ve Bitişi: Sürenin ne zaman başlayacağı ve ne kadar olduğu (örneğin 'tebliğden itibaren iki hafta') açıkça yazılmalıdır. 3. Süreye Uyulmamasının Hukuki Sonucu (İhtar): En önemli unsur budur. Mahkeme, ara kararında, verilen süre içinde istenen işlemin yapılmamasının hukuki sonucunun ne olacağını açıkça belirtmek zorundadır. Örneğin, 'Verilen kesin süre içinde delil avansı yatırılmadığı takdirde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağına' veya 'belge sunulmadığı takdirde dosyadaki mevcut delil durumuna göre karar verileceğine' dair bir ihtar bulunmalıdır. Bu ihtarın yapılmaması, verilen süreyi kesin süre olmaktan çıkarır ve sadece düzenleyici bir süre haline getirir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E: 2016/19489, K: 2017/308 sayılı kararında, usulüne uygun tebliğ edilmeyen bir kesin süreye sonuç bağlanamayacağı belirtilmiştir. Benzer şekilde, ihtar unsurunu taşımayan ara kararlarına dayanılarak verilen hak düşürücü kararlar da Yargıtay tarafından istisnasız olarak bozulmaktadır.