İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin (İHAM) Opuz-Türkiye kararının, kadına yönelik aile içi şiddetin hukuki nitelendirilmesi açısından getirdiği en önemli yenilik nedir? Bu kararın, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) hangi maddesinin ihlaliyle ilgili olduğunu belirtiniz.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin 09.06.2009 tarihli Opuz-Türkiye kararının getirdiği en önemli yenilik, aile içi şiddetin sistematik ve cinsiyete dayalı bir ayrımcılık sorunu olduğunu kabul ederek, bu tür eylemlerin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 3. maddesinde düzenlenen 'işkence, insanlık dışı ve kötü muamele yasağı' kapsamında değerlendirilebileceğini ilk kez tespit etmesidir. Daha önceki kararlarda aile içi şiddet genellikle yaşam hakkı (Madde 2) veya özel ve aile hayatına saygı hakkı (Madde 8) çerçevesinde ele alınırken, Opuz kararı ile şiddetin ulaştığı boyut ve devletin bu şiddeti önlemedeki pasifliği nedeniyle, eylemin ağırlığı 'kötü muamele' seviyesine çıkabileceği kabul edilmiştir. Karar, özellikle kadının 'cinsiyet olarak dezavantajlı' olduğuna ve devletin bu dezavantajlı grup üyelerini korumak için pozitif yükümlülükleri olduğuna vurgu yapmıştır. Devletin, şikayetlere rağmen kadını koruyamaması ve şiddeti önleyici etkin tedbirleri almaması, İHAS m. 3'ün ihlali olarak görülmüştür. Bu karar, aile içi şiddeti özel alana ait bir sorun olmaktan çıkarıp, temel bir insan hakkı ihlali olarak uluslararası alanda tescil etmesi bakımından bir dönüm noktasıdır.